Enfeksiyon Uzmanları

Tam bir tipolojidirler. Maskeleri her zaman takılı. Hep bir kaç etek boyu mesafede, ve en küçük klinik gözlemden en büyük hastalıkları muhtemel görebilen o hekimler.

Lenf bezleri şişmiş mi? Hemen bir HIV bakalım.

Ya hu HIV bakmadan önce bir hastanın profiline de bakın, HIV kapacak hasta mı bu?

Boşu boşuna ne gerek var, kasırgalar estirmeye, taş çatlasa EBV’li ya da CMV’li vücutlarda?

Aileyi suçlamak- Kurban Psikolojisi

Çocukluğunda ve sonrasında ailenin sana yaptıkları için ya onları sonsuz bir döngüde suçlayabilirsin…

Ya da onların bunları sana yaparken, ne kadar zavallı olduğunu görüp kendine değil onlara merhamet edersin.

Maziyi sonsuza dek suçlayabilirsin, çözümsüz kalırsın.

Farkı kendin yaratabilirsin. Bırak zavallı aileni suçlamayı, onlar o kadar biliyorlar-dı…

Ultimatom: Ya o, ya ben…

Ne olursa olsun her zaman dost kalacağız diye sözler verdiğin herkesten vazgeçebiliyorsun

Çünkü sonunda insan hep kendisini seçiyor…

Yeni yolları…

Ya da bazen en sevdiklerin sana cebren bir yol seçtirtmek istiyor.

Ya o ya ben…

İşe yaramaz bunlar.

Ben bir kez yaptım o hatayı.

Çok sevdiğim bir kız arkadaşıma tokat attı sevgilisi.

Ona dedim ki:

”O çocuğa dönersen ben yokum.”

O da döndü. Ben de bir daha olmadım.

Ama şimdi geriye bakıyorum da, keşke olsaymışım.

Onu öyle zor zamanlarda yalnız bırakmasaymışım.

Tecrübe ile öğrendim,

En yakınını yokluğunla tehdit etmemeyi…

Oysa herkes sanıyor ki, bu bütün sorunları çözer.

Aşkı ve tutkuyu bile…

Yanılıyorlar…

Benim gibi yaşayıp öğrenene kadar.

Kimse kimseyi yokluğuyla tehdit edemez.

Akacak kan ne zaman durmuş damarda?..

Koruyan ve Saklayan Kişi

Kafası azıcık kıyaktı-

Ama kalbi her zamanki gibi pamuktandı.

Özleşmişiz konuşmayalı-

Beni sordu- kendini söyledi,

Sonra da yeni kararlarım için aldı eline sazı-

Yumdu o canım gözlerini.

Bir ana, bir babaydı o an, belki kaçıncı kere yine.

“Seni mutlu eden”…

Dedi…

“Benim başımın tacıdır.”

Dedi…

“Ama biliyosun,

Sen benim bu hayattaki “first circle” ımdasın,

Seni üzeni de…” azıcık ağzını bozdu ama,

Öyle samimi, öyle sevgiyle…

Sözcüklerimi sevilme mutluluğunda kaybettim.

Sadece yüzüm gülmekten acımak üzereydi,

Gülüyor, gülüyor, gülüyordum.

O ise söylüyor, söylüyor, söylüyordu.

Koşulsuz ve kitapsız benim arkamda oluşlarını…

Milyar dolar ile alınamayacak büyük bir kuvvetti

Ve ben ne şanslıydım.

Bazen sorarım, bu sevgiyi hakedecek ne yaptım?

Ve ekledi:

“Ben de sokak çocuğuyum,

Kimse unutmasın,

Seni üzeni,

Bi güzel …. (üzüveririm)” dedi işte.

Bazen bildiğim, ama inanamadığım sevgisinin karşında sadece gülümsedim, kaldım….

Insanoğlu semi sosyal midir?

Insan gerçekten sosyal bir varlık mıdır?

Eğer hala cevap evetse,

Sosyal türlerin en asosyali olmalıyız.

Evler, evlerin içine bile odalar,

Odaların arasına duvarlar koymuşuz.

Muayyen bir zamana kadar sosyalliğe katlanabiliyor,

Uzun süre mahrum kaldığımızda ise bu sosyallikten,

Tuhaf dediğimiz o insanlara dönüyoruz.

Evet, ne sosyal ne asosyal insanoğlu belli ki,

Ancak belirtmeliyim ki,

Sanılan da çok daha az sosyal-

Nezaket ve sabrın bittiği noktada,

Başka birilerine/birine maruz kalmak asabileştiriyor bizleri.

Semi sosyal” demeli Homo sapiens sapiens’lere.

Belki de o bile bazen sosyallik meylimizi olduğundan biraz fazla tanımlıyor.

Bu tanımı (semi-sosyal) sosyoloji çalışmalarında insandan bahsederek kullanacağımız günlere!..

Kök Aile

Kök aile ne tuhaf bir topluluk.

Seçimlerin onların isteklerine uymadığında

Yoksayan, uzaklaştıran, ve rest çeken?

Oysa insanın kendi kurduğu aile öyle mi?

Seni kendi seçimlerinle de destekleyebilenler.

Hem de çok insan lazım mı?

Seni senin seçimlerinle kabul edebilen 1-2 insan olduktan sonra,

Ay benimle olduktan sonra,

Yıldızın kuyruğuna çarpıyim demiş Orhan Kemal…

Satürn

Astrolojiye inanmayanlardan olmak isterim.

Satürn döngüsünü bilmemek mesela.

Her şey “unlearn” edilebilir

Sakin ol, bu da geçecek ya hu,

En azından ya satürn döngüsü, ya da astrolojiye inancın…

Trains

The trains in Germany keep having delays now.

Which makes a person that is hardly ever on time- later than ever.

Or perhaps, more on time for things that were out of the plan?